Merhaba,
Gürcistan - Rusya gerginliği ile ilgili olarak yönlendirici Türk medyasından öğrendiklerimizi bir kenara koyup, dünya medyasına şöyle bir göz atalım. Tabi olaylara öncelikli olarak Türkiye penceresinden bakacağız. Daha sonra Türkiye'nin dış politikasının tutarlı olup olmadığı konusunda bir sonuca varmaya çalışalım.
Güney Osetya, Abazha gibi durumları tam olarak netleşmemiş bölgelerle ilgili Türkiye'nin tutumu Gürcistan'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasından yana. Yani Gürcülerin Güney Osetya'ya olan saldırısını destekler durumda. Rusya'nın Güney Osetya'yı savunmasının ise karşısında.
Aynı Türkiye biraz farklı bir durum söz konusu da olsa Rusya'nın toprak bütünlüğünün karşısında ve Çeçenistan'ın yanında. Yani bölünmeyi destekler durumda. Ayrıca Kosova'yı ilk tanıyan ülkeler arasında, yani Sırbistan'ın da toprak bütünlüğünü desteklemiyor.
Bu üç durumdaki tutarsızlığı tutarlılığa çeviren tek bir nokta var, üç durumda da Amerika'nın destekçisi Rusya'nın karşıtı konumunda olmamız. Yani kendimize ait bir politikamız yok, ülke olarak devletlerin toprak bütünlüğünden yanayız veya etnik toplulukların bağımsızlığından yanayız gibi bir sav ortaya koyamıyoruz. Üstelik sadece bütün yumurtaları aynı sepete doldurmakla kalmıyoruz, bütün sepetleri aynı eşeğe, bütün eşekleri de aynı köpeğin himayesine bırakıyoruz. Kısaca hiçbir B planımız yok.
Yine aynı Türkiye kendi toprak bütünlüğü sözkonusu olduğunda -haklı olarak- bunu bir kırmızı çizgi kabul ediyor ve bölünmeyi kesin bir dille reddediyor. Bir yandan da Kuzey Irak - Irak'ın kuzeyi gibi tanımlamalarla o bölgede marşı olan, merkez bankası olan, bayrağı, parası olan oluşumu reddediyor.
Türkiye acilen kendi dış politikasını yaratmalı, okyanus ötesindekilerin dümen suyundan çıkıp kendi komşularıyla başarılı ikili ilişkiler kurarak uzun vadeli çözümler üretmelidir.
Can
12 Ağustos 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder