Ufak bir aradan sonra tekrar merhaba,
Deniz Feneri e.V'nin kepazeliğini duymuşsunuzdur. - Bu arada Deniz Feneri e.V de Kurtlar Vadisi Pusu gibi geliyor kulağa aynı dizinin başka yerdeki/zamandaki devamı gibi - Almanya'daki müslüman gurbetçilerimizden din iman sömürüsüyle toplanan para bir grup tarafından kâh iç edilmiş, kâh kuryeler aracılığıyla Türkiye'ye gönderilmiş, daha ne kâhlar var kimbilir?
Deniz Feneri e.V'de e.V eingetragener verein anlamına yani kayıtlı dernek anlamına geliyor. Alman yasalarına göre kayıtlı bir dernekten bahsediyoruz. Bu dernek savcıya ve muhtemelen yarın hakime göre de "nitelikli dolandırıcılık" yapan üst yönetimden oluşuyor. Şahane. Alman hükümeti de ne yapıyor derneğin parasına el koyuyor.
Derneğin parasına el koyulduğunu varsayalım. Alman hükümeti bu parayı ne yapıyor? Kızılhaç'a veriyor. Yani islam adına toplanan paralar sonuçta Kızılhaç'a gitmiş oluyor.
Allah kabul etsin :)
Can
16 Eylül 2008 Salı
9 Eylül 2008 Salı
Eurovision Ziyaretleri
Merhaba,
George Clooney'den yakışıklı dünya tatlısı cumhurbaşkanımız bizden para, toprak, Allah ne verdiyse isteyen Ermenistan'a maç seyretme kisvesi altında hoşbeş yapmaya gitti. Kafkasların haritasının yeniden çizilme aşamasına girdiği, Rusya'nın etkinliğini arttırdığı dönemde büyük abilerin Ermenistan Türkiye kavgasını sonlandırmak istediği kesin. Zaten öyle olmasa bunca yıllık ülkeler tarihinde iki takım ilk defa birbiriyle maç yapmak zorunda kalmazdı.
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl Şampiyonlar ligi çeyrek finali kura çekimi öncesinde Liverpool FC takımının forumunda çeyrek final kuralarının nasıl sonuçlanacağına dair bir istihbarat yayınlanmıştı ve aynı kuralar çekilmişti. Bu sayede her zaman arzulanan Adidas Nike finali de sahnelenmiş oldu. Bu veriler ışığı altında Ermenistan Türkiye eşleşmesinin tesadüf olduğunu söylemek biraz iyimser olur.
Eurovision'da komşularından 12 puan alamayan - hatta doğru düzgün puan alamayan - tek ülke olan Türkiye'nin komşuluk ilişkilerini geliştirmek adına ziyaretlerde bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Her sorun konuşarak çözülebilir diyen George Clooney'e benzeyen dünya tatlısı cumhurbaşkanımız ile Ermenistan cumhurbaşkanı arasındaki soykırım tartışmasını yerinde seyretmek isterdim. - Gerçi bazı görüşmelere tercümanlar bile kabul edilmiyor, yanakları sıkılası Ali Babacan tercümanlık görevini üstleniyor. -
Sarkisyan - Soykırım yaptınız.
Clooney - Yapmadık
Sarkisyan - E adamlar öldü
Clooney - Takdir-i ilahi
Babacan - ilahi'nin ingilizcesi neydi :)
Aşağı yukarı böyle bir görüşme olacaktır. Sonuçta anlaşamadıkları konusunda anlaşacaklar ya da büyük abiler "AAA kavga etmeyin artık bakayım, verin 12 puanları birbirinize" diyecektir ve biat kültürüne bayılanların cumhurbaşkanı Sarkisyan'ı yanaklarından öpecektir.
Bu arada çok değil 15 sene önce söylediklerine meclis tutanaklarından bakalım. Demirel hükümetine verilen gensoruyla ilgili konuşmasından
“hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, ermenistan cumhurbaşkanı cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.
halil orhan ergüder (istanbul) beynelmilel protokol o..
abdullah gül (devamla) ...sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için, yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve türkiye’ye gelmiştir.siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘bunun müsebbibi türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat ortadoğu’nun, asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; kars’ın, ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”
Değişti onlar değişti, bir daha değişmeyeceklerini de kimse garanti edemez.
Can
George Clooney'den yakışıklı dünya tatlısı cumhurbaşkanımız bizden para, toprak, Allah ne verdiyse isteyen Ermenistan'a maç seyretme kisvesi altında hoşbeş yapmaya gitti. Kafkasların haritasının yeniden çizilme aşamasına girdiği, Rusya'nın etkinliğini arttırdığı dönemde büyük abilerin Ermenistan Türkiye kavgasını sonlandırmak istediği kesin. Zaten öyle olmasa bunca yıllık ülkeler tarihinde iki takım ilk defa birbiriyle maç yapmak zorunda kalmazdı.
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl Şampiyonlar ligi çeyrek finali kura çekimi öncesinde Liverpool FC takımının forumunda çeyrek final kuralarının nasıl sonuçlanacağına dair bir istihbarat yayınlanmıştı ve aynı kuralar çekilmişti. Bu sayede her zaman arzulanan Adidas Nike finali de sahnelenmiş oldu. Bu veriler ışığı altında Ermenistan Türkiye eşleşmesinin tesadüf olduğunu söylemek biraz iyimser olur.
Eurovision'da komşularından 12 puan alamayan - hatta doğru düzgün puan alamayan - tek ülke olan Türkiye'nin komşuluk ilişkilerini geliştirmek adına ziyaretlerde bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Her sorun konuşarak çözülebilir diyen George Clooney'e benzeyen dünya tatlısı cumhurbaşkanımız ile Ermenistan cumhurbaşkanı arasındaki soykırım tartışmasını yerinde seyretmek isterdim. - Gerçi bazı görüşmelere tercümanlar bile kabul edilmiyor, yanakları sıkılası Ali Babacan tercümanlık görevini üstleniyor. -
Sarkisyan - Soykırım yaptınız.
Clooney - Yapmadık
Sarkisyan - E adamlar öldü
Clooney - Takdir-i ilahi
Babacan - ilahi'nin ingilizcesi neydi :)
Aşağı yukarı böyle bir görüşme olacaktır. Sonuçta anlaşamadıkları konusunda anlaşacaklar ya da büyük abiler "AAA kavga etmeyin artık bakayım, verin 12 puanları birbirinize" diyecektir ve biat kültürüne bayılanların cumhurbaşkanı Sarkisyan'ı yanaklarından öpecektir.
Bu arada çok değil 15 sene önce söylediklerine meclis tutanaklarından bakalım. Demirel hükümetine verilen gensoruyla ilgili konuşmasından
“hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, ermenistan cumhurbaşkanı cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.
halil orhan ergüder (istanbul) beynelmilel protokol o..
abdullah gül (devamla) ...sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için, yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve türkiye’ye gelmiştir.siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘bunun müsebbibi türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat ortadoğu’nun, asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; kars’ın, ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”
Değişti onlar değişti, bir daha değişmeyeceklerini de kimse garanti edemez.
Can
Etiketler:
abdullah gül,
cumhurbaşkanı,
ermenistan,
eurovision,
örovizyon
8 Eylül 2008 Pazartesi
Alien vs Predator
Merhaba,
Beklenen kapışma sonunda hayata geçti. Tayyip Erdoğan ve ekibi ile Aydın Doğan arasında uzun süredir devam eden gerginlik başbakanın iki gündür yaptığı "Efendi olun" ana temalı açıklamalarıyla ve Aydın Doğan'ın "Ben bir garip iş adamıyım" temalı cevabıyla doruk noktasına ulaştı.
Satır aralarına ve söylenenler kadar söylenmeyenlere de bakılması gereken bir tartışma. Mesela başbakan bundan önce senin hakkında bildiğim usulsüzlükler vardı; ama sen beni desteklediğin için gizliyordum diye açık açık çıkıp söyleyebilecek cesareti buluyor. Zor durumda bırakırım diyor; ama hukuku devreye sokarım diyemiyor. Rafineri için Çalık'a söz verdik, Rusya Amerikan'cı Doğan yerine Tayyip'çi Çalık'ı tercih ederiz diye görüş bildiriyor, başbakan da "Allah'ıma benim adamımı istiyorlar" diye zil takıp oynuyor.
Diğer taraftan Aydın Doğan 254 milyon dolara aldığı arazinin değerinin 2,5 milyar dolara çıkması için gerekli değişiklikler yapılmadığı için celalleniyor. Tabi biz kimin kime "Al o araziyi gerisini hallederiz, bak önce imar değişikliği yaparsak 1,5 milyar dolar eder arsa" dediğini bilmiyor. Ya da ülke olarak salağa yatıyoruz.
Başbakan alenen medya patronlarını tehdit ediyor. İki tarafın elinde de sağlam belgeler olduğunu düşünüyorum. Özellikle Aydın Doğan başbakan, cumhurbaşkanı ve Ali Babacan'ın ayrı ayrı basını atlatıp bilinmeyen bir yerde bilinmeyen kişilerle ne görüştüğünü biliyorsa işin rengi değişebilir.
Artık Baykal da bu fırsattan istifade etmeli ve arka arkaya darbeler indirir. Yerel seçim öncesi restleşmenin ve sertleşmenin tam sırası.
Can Uluğtekin
Beklenen kapışma sonunda hayata geçti. Tayyip Erdoğan ve ekibi ile Aydın Doğan arasında uzun süredir devam eden gerginlik başbakanın iki gündür yaptığı "Efendi olun" ana temalı açıklamalarıyla ve Aydın Doğan'ın "Ben bir garip iş adamıyım" temalı cevabıyla doruk noktasına ulaştı.
Satır aralarına ve söylenenler kadar söylenmeyenlere de bakılması gereken bir tartışma. Mesela başbakan bundan önce senin hakkında bildiğim usulsüzlükler vardı; ama sen beni desteklediğin için gizliyordum diye açık açık çıkıp söyleyebilecek cesareti buluyor. Zor durumda bırakırım diyor; ama hukuku devreye sokarım diyemiyor. Rafineri için Çalık'a söz verdik, Rusya Amerikan'cı Doğan yerine Tayyip'çi Çalık'ı tercih ederiz diye görüş bildiriyor, başbakan da "Allah'ıma benim adamımı istiyorlar" diye zil takıp oynuyor.
Diğer taraftan Aydın Doğan 254 milyon dolara aldığı arazinin değerinin 2,5 milyar dolara çıkması için gerekli değişiklikler yapılmadığı için celalleniyor. Tabi biz kimin kime "Al o araziyi gerisini hallederiz, bak önce imar değişikliği yaparsak 1,5 milyar dolar eder arsa" dediğini bilmiyor. Ya da ülke olarak salağa yatıyoruz.
Başbakan alenen medya patronlarını tehdit ediyor. İki tarafın elinde de sağlam belgeler olduğunu düşünüyorum. Özellikle Aydın Doğan başbakan, cumhurbaşkanı ve Ali Babacan'ın ayrı ayrı basını atlatıp bilinmeyen bir yerde bilinmeyen kişilerle ne görüştüğünü biliyorsa işin rengi değişebilir.
Artık Baykal da bu fırsattan istifade etmeli ve arka arkaya darbeler indirir. Yerel seçim öncesi restleşmenin ve sertleşmenin tam sırası.
Can Uluğtekin
Etiketler:
AKP,
Aydın Doğan,
basın,
CHP,
cumhurbaşkanı,
deniz baykal
4 Eylül 2008 Perşembe
Mum Derneği
Merhaba,
"Mum kendi dibini aydınlatır" diye bir söz vardır. Sanıyorum "Deniz Feneri Derneği" olayında yaşanan tam olarak bu. Yurtdışındaki dini bütün insanların dişinden tırnağından arttırdığı avroları Türkiye'de Yeni Şafak ve Kanal 7 gibi hükümete yakın olan kanallara peşkeş çeken bir derneğin foyası itiraflarla ortaya çıktı. Derneğin üst düzey yöneticilerin her sene değiştiği, yönetici olanın bu işten ayrıldıktan sonra bir daha çalışma gereksinimi duymadığı daha önce kulağıma gelmişti.
Şimdi RTÜK başkanı olan Zahid Akman'ın da olayla bağlantısı olduğu düşünülüyor. Bunun yanısıra yandaş medyanın önemli gelir kalemlerinden birisinin bu paralar olduğu anlaşılıyor. Bu düpedüz bir rezalettir. Ayrıca Deniz Feneri Derneği içerisinde görev almış şu anda AKP'den milletvekili olmuş çok sayıda insan var. Acaba başbakan bu kişilerden bir açıklama isteyecek mi, ya da daha kötüsü zaten olaydan haberdar mı?
Bekleyip göreceğiz; ama herhangi bir sonuç çıkacağına dair umudum yok. Deniz Feneri gider başka bir dernek gelir, üstüne gidilmediği sürece bu yolsuzluklar artarak devam eder.
Can
"Mum kendi dibini aydınlatır" diye bir söz vardır. Sanıyorum "Deniz Feneri Derneği" olayında yaşanan tam olarak bu. Yurtdışındaki dini bütün insanların dişinden tırnağından arttırdığı avroları Türkiye'de Yeni Şafak ve Kanal 7 gibi hükümete yakın olan kanallara peşkeş çeken bir derneğin foyası itiraflarla ortaya çıktı. Derneğin üst düzey yöneticilerin her sene değiştiği, yönetici olanın bu işten ayrıldıktan sonra bir daha çalışma gereksinimi duymadığı daha önce kulağıma gelmişti.
Şimdi RTÜK başkanı olan Zahid Akman'ın da olayla bağlantısı olduğu düşünülüyor. Bunun yanısıra yandaş medyanın önemli gelir kalemlerinden birisinin bu paralar olduğu anlaşılıyor. Bu düpedüz bir rezalettir. Ayrıca Deniz Feneri Derneği içerisinde görev almış şu anda AKP'den milletvekili olmuş çok sayıda insan var. Acaba başbakan bu kişilerden bir açıklama isteyecek mi, ya da daha kötüsü zaten olaydan haberdar mı?
Bekleyip göreceğiz; ama herhangi bir sonuç çıkacağına dair umudum yok. Deniz Feneri gider başka bir dernek gelir, üstüne gidilmediği sürece bu yolsuzluklar artarak devam eder.
Can
Etiketler:
AKP,
Deniz Feneri Derneği,
Zahid Akman
1 Eylül 2008 Pazartesi
Biz TV
Merhaba,
Tuncay Özkan'ın yeni kanalı Biz TV Digiturk 56. kanalda yayına başladı. Kanaltürk'ün satılmasından sonra ortadan bir nebze kaybolan Tuncay Özkan yeniden ekranlarda olacak.
Shopping TV ve TVnet gibi iki alış-veriş kanalının arasında kendine yer bulması biraz manidar olmuş. Logo kabaca Kanaltürk'ün beyaz kısımlarının kırmızıya, kırmızı kısımlarının ise beyaza çevrilmesinden oluşmuş durumda.
Gözüktüğü kadarıyla ekip aynı, ancak bu sefer insanlara derdini anlatmak, tekrar bir umut haline gelmek daha zor olacak gibi. Her şeyden önce 22 Temmuz'dan sonra AKP düşüncesinden uzaktaki kesimleri bir nebze olsun umutsuzluğa itti. Olacaklara müdahale edilemeyeceği ve ne yapılırsa yapılsın ülkenin gittiği yönden geri (esasında ileri) çevrilmeyeceği algısı hakim.
Ramazan ayının irticai faaliyetler için ivmeye sebep olacağı ortada; ancak bu noktada Biz TV, CHP ve buna benzer kuruluşların gösterecekleri tepkiler yandaş medya tarafından "Allahsızlık" olarak nitelendirilecektir.
Hakim medya kuruluşlarının internet sitelerindeki okuyucu yorumlarında, halkın bir kısmının CHP'yi alkolle ve hatta terörle özdeşleşmiş olarak gördüğü gözleniyor ki bu algının yıkılması için temelden yeni bir yapılanma gerek.
Belediye seçimlerine kadar uzun bir zaman var ve çok sıkı bir çalışma ve muhalefet olmadığı takdirde kurbağanın altındaki suyun sıcaklığı artmaya devam edecek.
Can
Tuncay Özkan'ın yeni kanalı Biz TV Digiturk 56. kanalda yayına başladı. Kanaltürk'ün satılmasından sonra ortadan bir nebze kaybolan Tuncay Özkan yeniden ekranlarda olacak.
Shopping TV ve TVnet gibi iki alış-veriş kanalının arasında kendine yer bulması biraz manidar olmuş. Logo kabaca Kanaltürk'ün beyaz kısımlarının kırmızıya, kırmızı kısımlarının ise beyaza çevrilmesinden oluşmuş durumda.
Gözüktüğü kadarıyla ekip aynı, ancak bu sefer insanlara derdini anlatmak, tekrar bir umut haline gelmek daha zor olacak gibi. Her şeyden önce 22 Temmuz'dan sonra AKP düşüncesinden uzaktaki kesimleri bir nebze olsun umutsuzluğa itti. Olacaklara müdahale edilemeyeceği ve ne yapılırsa yapılsın ülkenin gittiği yönden geri (esasında ileri) çevrilmeyeceği algısı hakim.
Ramazan ayının irticai faaliyetler için ivmeye sebep olacağı ortada; ancak bu noktada Biz TV, CHP ve buna benzer kuruluşların gösterecekleri tepkiler yandaş medya tarafından "Allahsızlık" olarak nitelendirilecektir.
Hakim medya kuruluşlarının internet sitelerindeki okuyucu yorumlarında, halkın bir kısmının CHP'yi alkolle ve hatta terörle özdeşleşmiş olarak gördüğü gözleniyor ki bu algının yıkılması için temelden yeni bir yapılanma gerek.
Belediye seçimlerine kadar uzun bir zaman var ve çok sıkı bir çalışma ve muhalefet olmadığı takdirde kurbağanın altındaki suyun sıcaklığı artmaya devam edecek.
Can
Kaydol:
Yorumlar (Atom)