30 Temmuz 2008 Çarşamba

İddaa ihalesi, Doğan medyası ve AKP

Merhaba,

Dikkatle takip edenler Aydın Doğan'ın sahip olduğu medyanın dönemsel olarak hükümete destek olduğunu veya yerden yere vurduğu görebilirler. Peki özellikle son dönemde Aydın Doğan'ın sahibi olduğu gazetelerin hükümete destek vermeye başlamasının altında ne yatıyor?

Aydın Doğan'ın bitmek bilmeyen hırsı sonucu ortaya çıkan olabildiğince çok sektörde var olma çabası, AKP ile Aydın Doğan'ı sürekli karşı karşıya getiriyor. İki tarafın da muhtemelen elinde karşı tarafın açıkları bulunduğundan saldırmaya hazır; ama korkak kediler gibi bağırıp çağırıp pozisyonlarını koruyorlar.

Son olarak 10 yıllık bir süre için Temmuz sonunda gerçekleştirilmesi planan İddaa ihalesi Aydın Doğan'ın ortak olarak gireceğ Lottomatica'nın şartlarına göre değişiklik yapılması sebebiyle 12 Ağustos'a ertelendi ve ihaleye Aydın Doğan'ın da girmesi sağlandı. Aynı dönemde Aydın Doğan'ın ekibi D-Smart üzerinden bahis kabul etmeye başlayacaklarını halka duyurdu. Burada kritik olan devletin yasal izni olmadan Türkiye sınırları dahilinde kimsenin bahis oynatma hakkı bulunmadığı. Bu durumda iki seçenek ortaya çıkıyor: Ya D-Smart'ın kanundan haberi yok veya kanunu tanımıyor, ya da bu ihalenin sonucu çoktan belli oldu.

Şartname değişmeden önce Aydın Doğan'ın gazetelerindeki yorumlar ile şartname değiştikten sonraki yorumlar arasındaki fark bile yukarıda bahsettiğim konuları ortaya net bir şekilde koyuyor.

Bundan sonraki süreçte Karamehmet ve Intralot ile Aydın Doğan ve Lottomatica İddaa ihalesi için kapışacaklar. Bu ihaleden önce Intralot Milli Piyango ihalesine de katılacak, eğer Milli Piyango ihalesini Intralot kazanırsa, İddaa ihalesinin sonucu baştan belli olmuş diyebiliriz. Eğer Aydın Doğan bir şekilde İddaa ihalesini kaptırırsa bu sefer bahis tekelinin zararları konusunda derin analizler içeren yazıları ve yorumları başta Hürriyet olmak üzere gazetelerde okuyabilirsiniz. Liberalleşme peşindeki hükümet de yaklaşık 5 milyar USD gelir sağlayabileceği bu alanı özelleştirerek büyük gelir elde edebilir.

Önce Milli Piyango, sonra İddaa ihalesi. Bu iki devrelik maçın sonunda bakalım Aydın Doğan ve hükümet arasındaki iplerin gerginliği ne durumda olacak.

Şansımız bol olsun

Can

Kapatma Davası ve Stratejik Planlama

Merhaba,

AKP kapatılmadı; ama suçsuz da bulunmadı. Özetle "AKP laikliğe karşı eylemlerin odağıdır; ama parti kapatmayı gerektirecek kadar ileri gitmemiştir." kararı çıktı. En azından 4 üye böyle karar verdi.

Şimdi demokrasi şovalyelerine sormak gerekir: 11 kişilik bir kurulda 4 kişinin verdiği karar nasıl oluyor da kurulun kararı olarak çıkıyor? Neyse bu olayın ikincil, hatta üçüncül boyutu.

AKP'ye karşı kapatma davası açtığınız anda zaten 1-0 geriye düşüyorsunuz. Partinin elindeki medya ve derinlere kadar inebilen yapılanması sayesinde ülkenin tümünü etkileyecek güce her daim sahip oldukları gibi bir gerçek var. Çıkacak kararlar arasında AKP'ye en az yarayacak karar bu olacaktır. Tümden kapatma mazlum rolünün devamını sağlayacak, suçsuz bulunma halinde ise eylemlerinde iyice fütursuzlaşacaktı. Bu ara çözüm sonucunda hem suçlu durumda kaldı, hem de mazlum rolüne bürünecek bir kozdan oldu. Tabi yine de başta hükümetin gözbebeği Sabah olmak üzere medyanın büyük bölümü bu kararı suçsuzluğun ispatı gibi gösterecektir.

Davayı açanlar tarafından bakıldığında sonuç çok da kötü sayılmaz. AKP sert bir uyarı aldı, gerekli görüldüğünde - ki bu oldukça göreceli bir kavram - dava tekrar açılarak partinin kapatılması sağlanabilir. Tabi bunlar AKP'nin acil bir planla Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmının meclis tarafından seçilmesi kararını vermediği durumlarda etkin olabilir.

Kısaca toparlamak gerekirse dava açıldığı anda AKP istediğini almıştı. Karardan kimler zarar etti diye düşünürsek:

- Başta bütün kozlarını partinin kapatılması durumundaki boşluktan faydalanmak isteyen Abdüllatif Şener

- AKP'nin suçlu bulunduğu iyi anlatamaması muhtemel olan CHP

- Ülke yönetimindeki etkinliğini muhtemelen Ali Babacan'a emanet edeceği parti ile arttırma niyetindeki Abdullah Gül

Kimler kârlı çıktı dersek:

- Her zamanki gibi Recep Tayyip Erdoğan

- Yüksek faiz, düşük kur cennetinden memnun olup bu durumun sürmesini isteyen yabancı yatırımcılar

- Olası bir İran operasyonundaki BOP eşbaşkanını feda etmek durumunda kalmayan ABD

Eğer halkla ilişkiler ayağı güzel kullanılırsa bu karar AKP'nin üzerinde "Demokles'in kılıcı" gibi sallanacak; ama her zamanki gibi halktan kopuk bir iletişim stratejisi izlenirse AKP ve Recep Tayyip Erdoğan bu karardan güçlenerek çıkmış olacaktır.

Can

29 Temmuz 2008 Salı

Güngören Patlaması ve Medya


Merhaba,

Pazar günü 18 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlama hepimizi üzdü. Özellikle medyanın aldığı tavır bu tip olaylarda belirleyici oluyor.

Daha patlamanın üzerinden birkaç saat geçtiğinde Samanyolu TV "Ergenekon" isimli örgütün patlamayı gerçekleştirdiği haberini verirken, haber kanalları PKK'nın sorumluduğunu açıklamıştı bile. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim NTV, CNNTURK ve Habertürk dışındaki bütün kanallar olağan akışlarına devam etti. ATV'de İbo çakkıdı çakkıdı oynarken Fox'ta devam eden Roman Star'da altyazıyla jüri üyelerinin üzüntüleri dile getiriliyordu. bir de Kibariye Yastayım isimli şarkıyı okudu oldu bitti, aşk acısıyla terörün ne alakası var sorgulamamak gerekiyordu. Zaten ne demiş büyüklerimiz "çok düşünen beyinlere zararlı fikirler üşüşür!"

Yayınlarını kesip haberi duyuran kanallar ise ham bantları izleyicileriyle paylaşarak sinir bozukluğu yarattı. Hatta CNNTURK'teki spiker "oralarda yaralı birileri yok mu röportaj yapılacak" diye akıl vermekten geri kalmadı.

Gazetelere baktığımızda hükümetin gözbebeği Sabah başta olmak üzere birkaç gazete kan ve vahşet fotoğraflarını ilk sayfaya olabildiğince büyük taşıdılar. Ölenlerin tanıdığı, ailesi, eşi, dostu yokmuş gibi davrandılar kısaca.

Aydın Doğan'ın Vatan'ı bir dönem deliler gibi desteklediği, ancak daha sonra yerine Abdüllatif Şener'i koyup bir kenara attığı Tuncay Özkan'ı halkın olay yerinde protesto ettiğine hatta olayın sebebi olarak gösterdiğine dair bir haber yayınladı.

Peki bütün bunlar olup biterken herhangi bir kanalda Ataşehir civarında duyulan büyük gürültünün sebebiyle ilgili bir haber görüldü mü? Ben denk gelmedim en azından.

Sözün özü medya gerek dezenformasyon çabası, gerek anlayışsız, sevimsiz, sorumsuz tutumu ile bu olayda da sınıfta kaldı.


Can Uluğtekin

Merhaba - Ben kimim

Merhaba Dünya - bir nevi "HELLO WORLD"

Bu giriş bilgisayar mühendisi girişi oldu esasında, ama makina mühendisiyim. Durun durun en baştan almak en doğrusu olacak sanırım.

İzmir'liyim. 82 doğum yılı. Bornova Anadolu Lisesi, sonrasında Boğaziçi, son olarak e-MBA Bilgi üniversitesinden. Bu arada kurumsal hayat, ondan sıkılıp kendi işini kurma denemeleri - halen sürmekte -

Velhasıl ana amaç, insan gözünden Türkiye temelinde dünyaya bakmak. Siyaset, spor, hayat, iş - güç vs. Nereden aklıma geldi derseniz Sezen Aksu konserinde Sezen esip gürleyince ben de kendimce bir kamuoyu yaratma telaşına düştüm. Ha blog sitesinden yaratılacak kamuoyu ne kadar olur derseniz "fazla konuşmayın en azından siz okuyorsunuz işte" diye cevap veririm.

Sık güncelleme niyetindeyim, bakalım hayat hepimize neler gösterecek. Umarım güzel şeyler yazma fırsatı bulabilirim.

Kendinize iyi bakın

Can