28 Ekim 2008 Salı

Digi Digi Digi

Aşağıda Digiturk'e blogspot.com'u yasaklatması ile ilgili yazdığım e-postayı bulabilirsiniz. Yiğitse ve cevap verirse onu da buraya koyacağım.

Can

Sevgili Digiturk,

Yaklaşık 3 senedir kâh mega gold paket, kâh süper paket üyeliğinize sahibim. Yoğun çalışma temposu altında keyif aldığım nadir şeylerden biri televizyon seyretmek diğeri ise blog yazmak idi. Gel gelelim sayenizde ikisini de gerçekleştiremiyorum. Yağmurda, rûzgarda sinyal seviyesinde azalma sebebiyle yayınınızı izleyemiyorum. Neyse bu olayın teknik boyutu.

LigTV maçlarını yayınladığı gerekçesiyle bazı site sahiplerine anti-fraud departmanınıza attığınız e-postaları internette okuma fırsatı buldum. Aşağıda gönderiyorum ki siz de okuma fırsatı bulun, böylece ağzınızdan çıkanı kulağınız duymuş olur. Öncelikle kullanılan jargon bu büyüklükteki bir kuruma hiç yakışmamaktadır.

Bunun yanısıra sonuç alamadığınız durumlarda pire için yorgan yakarak insanları üç kuruşluk zevklerinden mahrum ederek blogspot gibi dünya üzerinde milyonlarca üyesi olan bir siteye şu veya bu şekilde erişim engeli kararı aldırmanız benim gözümde milyon dolar harcasanız geriye kazanamayacağın bir marka değeri kaybına sebebiyet vermiştir. Her departmanın kendisi için değil şirketin tümü için en doğru olanı yapmasını öneririm, böylece para ödediğim kurumdan nefret etmeme şansına da sahip olurum.

Saygılarımla
Can Uluğtekin
P.S : Aşağıda çok kalite bölüm yöneticinizin site sahibine attığı maili görebilirsiniz.


Bilmenizde fayda vardır ki ortalama her hafta sonu yayınlanan maçlar için Digiturk 8.000.000.-YTL civarında bir para ödüyor, Hiç düşündünüzmü ki iacaba sizin site ratinglerinize göre Digiturk' ödemeniz gereken tazminat ne kadar olacaktır. Bu hesapları hemen yapmaya başlamınızda fayda var. Ciddi bir pişmanlık ve özür yazısı ile bir daha yapmayacağınıza dair bir mailinizi yarın akşama kadar almazsam pişmiş tavuğun başına gelenlere gıpta ile ve özenerek bakacağınıza söz veririm.

Bunun yanı sıra FSEK'i ihlal'in cezası da 4 yıl hapis ve 150.000.-YTL para cezasıdır. Ama korkmayın ltf. Mahkemede kravat takarsanız cezadan indirim yaparlar. Biz de tazminattan indirim yaparız merak etmeyin bununla birlikte ödemeniz gereken tazminat 7 göbek sülalenizin bir kaç yılda kazanacağı paradan az olmayacaktır sanırım.
Size başarılar diliyorum. Yiğitseniz sitenizdeki yayınları kaldırmaz ve istediğim maili bana göndermezsiniz.

Cihangir KARABAĞLI.

Karıncaezmez Hüseyin

Merhaba,

Uzun bir aradan sonra tekrar dolduğum için yazıyorum. Dünya tatlısı Malatya suikastçisi Hüseyin Üzmez bildiğiniz gibi 14 yaşındaki ben genç kıza tamamen iyi niyetle ve dünyanın kötülüklerini öğretmek amacıyla cinsel tacizde bulunmaktan hapisteydi.

Demokratlar demokratı canısı hükümetimiz önce güzel bir kanun teklifiyle evlilik için uygun yaşı 14'e çekti, sonra tecavüze uğrayan kişiyle evlenen tecavüzcünün cezasını kaldırmaya çalıştı. Alenen Hüseyin Üzmez bir çıksın gerisini düşünürüz dedi.

Daha sonra zeka küpü, bilgi birikimi bombası bilir kişi Hüseyin Üzmez'in tecavüz ettiği "çocuğa" fiziksel ve ruhsal herhangi bir zarar vermediğine dair rapor verdi ve Karıncaezmez Hüseyin bugün serbest bırakıldı.

Hayat ne güzel vapurlar falan, 10'lar çocuğa tecavüz eden kasklı sapığı da bırakın o zaman; ama onu bırakmazsınız o yobaz değil sanatçı. İkisini de Allah bildiği gibi yapsın.

Yaşanmaz hale geldi bu ülke, umudumu yitiriyorum

Can

16 Eylül 2008 Salı

Kızılhaç'a Yardım Eden Müslümanlar

Ufak bir aradan sonra tekrar merhaba,

Deniz Feneri e.V'nin kepazeliğini duymuşsunuzdur. - Bu arada Deniz Feneri e.V de Kurtlar Vadisi Pusu gibi geliyor kulağa aynı dizinin başka yerdeki/zamandaki devamı gibi - Almanya'daki müslüman gurbetçilerimizden din iman sömürüsüyle toplanan para bir grup tarafından kâh iç edilmiş, kâh kuryeler aracılığıyla Türkiye'ye gönderilmiş, daha ne kâhlar var kimbilir?

Deniz Feneri e.V'de e.V eingetragener verein anlamına yani kayıtlı dernek anlamına geliyor. Alman yasalarına göre kayıtlı bir dernekten bahsediyoruz. Bu dernek savcıya ve muhtemelen yarın hakime göre de "nitelikli dolandırıcılık" yapan üst yönetimden oluşuyor. Şahane. Alman hükümeti de ne yapıyor derneğin parasına el koyuyor.

Derneğin parasına el koyulduğunu varsayalım. Alman hükümeti bu parayı ne yapıyor? Kızılhaç'a veriyor. Yani islam adına toplanan paralar sonuçta Kızılhaç'a gitmiş oluyor.

Allah kabul etsin :)

Can

9 Eylül 2008 Salı

Eurovision Ziyaretleri

Merhaba,

George Clooney'den yakışıklı dünya tatlısı cumhurbaşkanımız bizden para, toprak, Allah ne verdiyse isteyen Ermenistan'a maç seyretme kisvesi altında hoşbeş yapmaya gitti. Kafkasların haritasının yeniden çizilme aşamasına girdiği, Rusya'nın etkinliğini arttırdığı dönemde büyük abilerin Ermenistan Türkiye kavgasını sonlandırmak istediği kesin. Zaten öyle olmasa bunca yıllık ülkeler tarihinde iki takım ilk defa birbiriyle maç yapmak zorunda kalmazdı.

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl Şampiyonlar ligi çeyrek finali kura çekimi öncesinde Liverpool FC takımının forumunda çeyrek final kuralarının nasıl sonuçlanacağına dair bir istihbarat yayınlanmıştı ve aynı kuralar çekilmişti. Bu sayede her zaman arzulanan Adidas Nike finali de sahnelenmiş oldu. Bu veriler ışığı altında Ermenistan Türkiye eşleşmesinin tesadüf olduğunu söylemek biraz iyimser olur.

Eurovision'da komşularından 12 puan alamayan - hatta doğru düzgün puan alamayan - tek ülke olan Türkiye'nin komşuluk ilişkilerini geliştirmek adına ziyaretlerde bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Her sorun konuşarak çözülebilir diyen George Clooney'e benzeyen dünya tatlısı cumhurbaşkanımız ile Ermenistan cumhurbaşkanı arasındaki soykırım tartışmasını yerinde seyretmek isterdim. - Gerçi bazı görüşmelere tercümanlar bile kabul edilmiyor, yanakları sıkılası Ali Babacan tercümanlık görevini üstleniyor. -

Sarkisyan - Soykırım yaptınız.
Clooney - Yapmadık
Sarkisyan - E adamlar öldü
Clooney - Takdir-i ilahi
Babacan - ilahi'nin ingilizcesi neydi :)

Aşağı yukarı böyle bir görüşme olacaktır. Sonuçta anlaşamadıkları konusunda anlaşacaklar ya da büyük abiler "AAA kavga etmeyin artık bakayım, verin 12 puanları birbirinize" diyecektir ve biat kültürüne bayılanların cumhurbaşkanı Sarkisyan'ı yanaklarından öpecektir.

Bu arada çok değil 15 sene önce söylediklerine meclis tutanaklarından bakalım. Demirel hükümetine verilen gensoruyla ilgili konuşmasından

“hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, ermenistan cumhurbaşkanı cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.
halil orhan ergüder (istanbul) beynelmilel protokol o..
abdullah gül (devamla) ...sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için, yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve türkiye’ye gelmiştir.siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘bunun müsebbibi türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat ortadoğu’nun, asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; kars’ın, ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”

Değişti onlar değişti, bir daha değişmeyeceklerini de kimse garanti edemez.

Can

8 Eylül 2008 Pazartesi

Alien vs Predator

Merhaba,

Beklenen kapışma sonunda hayata geçti. Tayyip Erdoğan ve ekibi ile Aydın Doğan arasında uzun süredir devam eden gerginlik başbakanın iki gündür yaptığı "Efendi olun" ana temalı açıklamalarıyla ve Aydın Doğan'ın "Ben bir garip iş adamıyım" temalı cevabıyla doruk noktasına ulaştı.

Satır aralarına ve söylenenler kadar söylenmeyenlere de bakılması gereken bir tartışma. Mesela başbakan bundan önce senin hakkında bildiğim usulsüzlükler vardı; ama sen beni desteklediğin için gizliyordum diye açık açık çıkıp söyleyebilecek cesareti buluyor. Zor durumda bırakırım diyor; ama hukuku devreye sokarım diyemiyor. Rafineri için Çalık'a söz verdik, Rusya Amerikan'cı Doğan yerine Tayyip'çi Çalık'ı tercih ederiz diye görüş bildiriyor, başbakan da "Allah'ıma benim adamımı istiyorlar" diye zil takıp oynuyor.

Diğer taraftan Aydın Doğan 254 milyon dolara aldığı arazinin değerinin 2,5 milyar dolara çıkması için gerekli değişiklikler yapılmadığı için celalleniyor. Tabi biz kimin kime "Al o araziyi gerisini hallederiz, bak önce imar değişikliği yaparsak 1,5 milyar dolar eder arsa" dediğini bilmiyor. Ya da ülke olarak salağa yatıyoruz.

Başbakan alenen medya patronlarını tehdit ediyor. İki tarafın elinde de sağlam belgeler olduğunu düşünüyorum. Özellikle Aydın Doğan başbakan, cumhurbaşkanı ve Ali Babacan'ın ayrı ayrı basını atlatıp bilinmeyen bir yerde bilinmeyen kişilerle ne görüştüğünü biliyorsa işin rengi değişebilir.

Artık Baykal da bu fırsattan istifade etmeli ve arka arkaya darbeler indirir. Yerel seçim öncesi restleşmenin ve sertleşmenin tam sırası.

Can Uluğtekin